Pazartesi , 14 Ağustos 2017

Farz nedir kısaca

Farz, sözlük manası itibarıyla “bir şeyi kesinleştirmek, takdir etmek, pay ve parçalara ayırmak, belirlenmiş şey ve pay” demektir. Farzın ıstılahî manası ise yapılması kat’î ve açık delillerle emredilen dinî iş ve vazifelerdir.

Diğer bir değişle farz Allah ve Rasulü’nün mükelleften yapılmasını kesin ve bağlayıcı tarzda istediği fiil demektir.

Başka bir ifade ile farz, dinen yapılması kesin delillerle emredilen şeylere denir. Yani dinimizce yapılması kesinlikle emredilen şeye Farz denir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek gibi.

Farzın hükmü, Yapılırsa büyük sevab vardır. Özürsüz olarak terk edenler, dünyada huzur bulamayıp iç sıkıntısından kurtulamadıkları gibi âhirette de çetin azaplara çarptırırlar. Farzın inkârı Müslümanı dinden çıkarır. Farz ikiye aynlır: Farz-ı ayn ve farz-ı kifâye.

Farz-ı Ayn: Her Müslümanın ayrı ayrı yerine getirmesi gereken mükellefiyetlerdir. Bunlar, bir Müslümanın yapmasıyla diğerlerinin üzerinden düşmez. Mesela namaz ve oruç ibadetleri istisnasız her Müslüman’ın yapmak zorunda olduğu, dinî birer vecibedir.

Farz-ı Kifâye: Yerine getirilmesi her Müslümana ayrı ayrı borç olmayan, Müslümanlardan bazısının yapmasıyla diğerlerinden borçluluk hâli kalkan farzlardır. Eğer bu gibi farzları, hiç kimse yapmazsa, herkes mesul ve günahkâr olur. Bir Müslümanın cenaze namazını kılmak gibi. Cenaze namazının bazı Müslümanlâr tarafından kılınması, diğer Müslümanlar üzerinden mükellefiyetin kalkması için yeterlidir. Ancak, hiç kimse kılmayacak olsa, tüm Müslümanlar mesuliyet altına girmiş olurlar. Farz-ı kifâyenin sevabı, sadece yapana aittir. Tamamen terkinden dolayı gelen günah ise bütün Müslümanlarındır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*